İstifa eden aday memurun dönüşüne dair önemli karar
18 okunma

İstifa eden aday memurun dönüşüne dair önemli karar

Bu karar istifa eden aday memurun dönüşünü engelliyor mu?

ABONE OL
12 Temmuz 2021 16:57
İstifa eden aday memurun dönüşüne dair önemli karar
0

BEĞENDİM

ABONE OL
ad826x90

İstifa eden akademik personelin memuriyet kadrolarına atanmaları için mülga Kamu Personeli Genel Tebliği (Devlet Memurluğuna Alınma) (Seri No:1)’ndeki hükümlerle ilgili Danıştay İdari Dava Daireleri yeni bir karar verdi. Kararda kendi kanunlarında adaylık/deneme süresi öngörülmemiş ise diğer personel kanunlarına tabi çalışırken memur kadrolarına atanacaklar için “süre” kaydı getirilemeyeceğine hükmetti.Kararda dikkat çeken bir husus ise 657 sayılı Kanunun 92. Maddesinin açıklaması oldu. Kararda şu ifadeler yer almaktadır: 657 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 92. maddesinin “Memurluktan Çekilenlerin Yeniden Atanmaları” şeklindeki başlığından da anlaşılacağı üzere, maddede esas olarak memur statüsünde iken memuriyetten çekilen veya çekilmiş sayılanların (açıktan) tekrar memur olarak atanmalarının düzenlendiği, Kanun’un 92/1. maddesi ile aday memurluk konusunu düzenleyen 54 ila 58. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, özellikle 55. maddede memur adaylarının eğitim ve staja tabi tutularak sonucuna göre Devlet memurluğuna atanmalarının öngörülmüş olması karşısında, anılan Kanun’da memur kavramıyla, adaylık sürecini başarıyla tamamlayıp “asli memur” statüsüne girmiş kişilerin kastedildiği, kişilerin 92. madde uyarınca yeniden atanabilmeleri için asli memur iken çekilmiş veya çekilmiş sayılmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştırBu karar aday memur iken istifa edenlerin dönüşleri için yeni bir dönüm noktası olabilir. Bu durumda iken istifa eden bir memurun atanmaması ve mahkemeye başvurması neticesinde idare mahkemesi bu kararı gerekçe göstererek red kararı vermesi durumunda kurumlar atama yapma noktasında tereddüt yaşayacaklardır. Not: Devlet Personel Başkanlığı istifa eden aday memurun istifa ettiği kuruma dönebileceğine ilişkin görüş vermiş ve bu görüş yerleşik hale gelmiştir. 28/07/2009 tarihli ve 27302 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Personeli Genel Tebliği (Devlet Memurluğuna Alınma) (Seri No:1)’nin 6. Diğer Personel Kanunlarına Tabi Olanların Devlet Memurluğuna Alınmaları bölümünde akademik personel için getirilen “en az iki yıl görev yapma” şartı, Danıştay 12. Dairesinin 10/02/2012 tarihli ve E:2010/8348 sayılı kararıyla yürütülmesi durdurulmuş, bilahare 2010/8348, K:2014/836 sayılı karar ile iptal edilmiş; 24/05/2013 tarihli ve 28656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 Seri No’lu Kamu Personeli Genel 268 Açıklamalı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Tebliği ile 1 Seri No’lu Kamu Personeli Genel Tebliği yürürlükten kaldırılmış; yeni Tebliğde, diğer personel kanunlarına tabi olanların Devlet memurluğuna alınmalarına ilişkin herhangi bir özel şarta yer verilmemiştir.Ancak, Danıştay İdari Dava Dairlerinin E:2017/126, K:2014/3996 sayılı ve 19/01/2017 tarihli kararı ile Danıştay 12. Dairesinin 10/02/2012 tarihli ve E:2010/8348, K:2014/836 sayılı kararı bozulmuştur. Kararda şöyle denilmiştir: “Bakılan davada, Hacettepe Üniversitesinde 1 yıl, 8 ay, 11 gün araştırma görevlisi olarak görev yaptıktan sonra kendi isteği ile görevden ayrılan davacının, Milli Savunma Bakanlığında istihdam edilmek üzere 657 sayılı Kanunun 92. maddesi uyarınca açıktan atamasının yapılması talebinde bulunduğu, talebin yukarıda hükmü yazılı Kamu Personeli Genel Tebliği’nin 6. maddesinin (B) fıkrasında yer alan “iki yıl çalışmış olmak” koşulunu taşımadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, davacının Hacettepe Üniversitesinde araştırma görevlisi iken kendi isteği ile görevinden ayrıldıktan sonra yeniden atanma talebiyle başvuruda bulunduğu, talebinin Milli Savunma Bakanlığınca Kamu Personeli Genel Tebliği’nin 6. maddesinin (B) fıkrasında yer alan “iki yıl çalışmış olmak” koşulunu taşımadığı gerekçesiyle reddedildiği ve dava dilekçesinde açıkça anılan tebliğin 6. maddesinin (B) fıkrasının iptalinin istenildiği dikkate alındığında, 1 Seri Nolu Kamu Personeli Gene! Tebliği’nin yukarıda aktarılan, dava konusu edilme- yen 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “en az 2 yıl” ibaresi ile buna dayalı olarak tesis edildiği iddiasıyla bireysel işlemi iptal eden Daire kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”Bunun üzerine Danıştay 12. Dairesi, E:2017/1011, K:2018/2834 sayılı ve 26/06/2018 tarihli kararı ile Danıştay İdari Dava Dairleri kararına uygun karar vermiştir. Karada şu ifadelere yer verilmiştir: “Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanun’un 92. maddesinin “Memurluktan çekilenlerin yeniden atanmaları” kenar başlığından da anlaşılacağı üzere, maddede esas olarak “memur statüsünde iken” memuriyetten çekilen veya çekilmiş sayılanların (açıktan) yeniden memur olarak atanmalarına ilişkin hususların düzenlendiği; aynı Kanun’un 92/1. maddesi ile aday memurluk konusunu düzenleyen 54-58. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, özellikle 55. maddede memur adaylarının eğitim ve staja tabi tutularak sonucuna göre “Devlet memurluğuna atanmaları” öngörülmüş olması karşısında, anılan Kanunda “memur” kavramıyla adaylık sürecini başarıyla tamamlayıp “asli memur” statüsüne girmiş kişilerin kastedildi- ği, aday memurların asli memurlara tanınmış olan haklardan yararlanabilmeleri için adaylıklarının başarıyla sonuçlanarak “asli memur” statüsüne geçmeleri gerektiği ve bu kapsamda 92. madde uyarınca yeniden atana- bilmeleri için asli memur iken çekilmiş veya çekilmiş sayılmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Yukarıda anılan 92. maddenin 3. fıkrasında ise; 657 sayılı Kanuna tabi olmayan ancak 657 sayılı Kanun kapsamındaki Devlet memurları gibi asli ve sürekli kamu görevlerini yürüten ve kendi özel Personel Kanunlarına tabi olan diğer kamu görevlilerinden kendi istekleri ile görevinden çekilmiş olanların, 657 sayılı Kanun uyarınca idarenin takdir yetkisi içerisinde ve açıktan atama koşulları çerçevesinde Devlet memurluğuna atanabilmelerine olanak sağlandığı görülmektedir. Bu açıklamalar kapsamında, 657 sayılı Kanuna tabi personel ve kendi özel Personel Kanunlarına tabi diğer kamu görevlisi ayrımının önem taşıdığı açık olup, kendi özel Personel Kanunlarına tabi olan kamu görevlilerinin 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara sınavsız atanmaları aşamasında, kanunda belirtilen sınav sicil gibi şartları tamamlayarak asli memurluğa atanmalarının söz konusu olmadığı, 28.07.2009 tarihli ve 27302 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği’nin 6. maddesinin B fıkrasında yer alan “en az iki yıl” ibaresi ile memuriyete girişte eşitlik, liyakat ilkeleri dikkate alınarak bir düzenleme getirilmek suretiyle 657 sayılı Kanuna tabi kadrolarda çalışacak personelin seçiminde objektif kriterlerin esas alındığı anlaşıldığından söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” Danıştay İdari Dava Daireleri 24.10.2019 tarihli ve E:2018/2941, K:2019/4965 sayılı kararıyla karar tekrar bozulmuş; Danıştay 12. Dairesinin gerekçesi kabul edilmekle birlikte “2 yıl çalışma şartı taşımadığı” gerekçesi ile davanın red kısmına ilişkin kararı bozulmuştur. Kararda şöyle denilmiştir; “657 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 92. maddesinin “Memurluktan Çekilenlerin Yeniden Atanmaları” şeklindeki başlığından da anlaşılacağı üzere, maddede esas olarak memur statüsünde iken memuriyetten çekilen veya çekilmiş sayılanların (açıktan) tekrar memur olarak atanmalarının düzenlendiği, Kanun’un 92/1. maddesi ile aday memurluk konusunu düzenleyen 54 ila 58. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, özellikle 55. maddede memur adaylarının eğitim ve staja tabi tutularak sonucuna göre Devlet memurluğuna atanmalarının öngörülmüş olması karşısında, anılan Kanun’da memur kavramıyla, adaylık sürecini başarıyla tamamlayıp “asli memur” statüsüne girmiş kişilerin kastedildiği, kişilerin 92. madde uyarınca yeniden atanabilmeleri için asli memur iken çekilmiş veya çekilmiş sayılmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 657 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3. fıkrasında ise; 657 sayılı Kanun’a tabi olmayan ancak 657 sayılı Kanun kapsamındaki Devlet memurları gibi asli ve sürekli kamu görevlerini yürüten ve kendi özel personel kanunlarına tabi olan diğer kamu görevlilerinden (subay/astsubay, hakim/savcı, yükseköğretim personeli gibi) kendi istekleri ile görevinden çekilmiş olanların, 657 sayılı Kanun uyarınca idarenin takdir yetkisi dahilinde ve açıktan atama koşulları çerçevesinde Devlet memurluğuna atanabilmelerine olanak sağlandığı görülmektedir.Uyuşmazlıkta; 657 sayılı Kanun’un 92. maddesinin başlığı ve metni bir bütün olarak değerlendirildiğinde, madde kapsamında açıktan memurluğa atanacakların, memuriyetten çekilme veya çekilmiş sayıldıkları tarih itibarıyla adaylıklarının kaldırılmış olması, bir diğer ifadeyle “asli memur” konumunda olmaları gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.Bu bağlamda, 92. maddenin 3. fıkrası kapsamında kendi özel personel kanununa tabi iken görevden çekilen veya çekilmiş sayılan kamu görevlilerinin de kendi kurumlarında adaylık/deneme devresini geçirmiş ve “asli kamu görevlisi” statüsüne girmiş bulunmalarının zorunlu olduğu, asli kamu görevlisi olup olmadıklarının ise, kendi özel mevzuatına göre tayin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.KAPAT [X]Dava konusu Tebliğin 6/B maddesinde, 657 sayılı Kanun’un 54/2. maddesinde yer alan adaylık süresinin bir yıldan az, iki yıldan çok olamayacağı yolundaki hükümden hareketle, ilgililerin kurumlarında en az iki yıl çalışmış olmaları koşulu getirilmiş ise de, adaylığın bir yıl sonunda da kaldırılabileceği, kaldı ki, her kurumun kendine özgü koşulları ve adaylık/deneme süreci olabileceği göz önüne alındığında; “asli kamu görevlisi” iken görevden çekilmiş veya çekilmiş sayılma kriteri yerine, afaki olarak “en az iki yıl çalışmış olma” koşulu getirilmesinde, hukuka ve üst hukuk normlarına uyarlık görülmemiştir.Bireysel işleme ilişkin kısmına gelince; Davacının, Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim görevlisi olarak 04/12/1998 – 15/08/2000 tarihleri arasında 1 yıl, 8 ay, 11 gün görev yaptıktan sonra, kendi isteğiyle istifa ettiği, 04/12/1998 tarihinden itibaren (asıl olarak) görevine başladığı, akademik personelde adaylık söz konusu olmadığından, asalet tasdik işleminin de tesis edilmediği anlaşılmaktadır.Bu durumda, hukuka ve mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılan Tebliğ hükmü dayanak alınarak tesis edilen bireysel işlemde, akademik personel için adaylık sürecinin bulunmaması ve davacının 04/12/1998 tarihinden itibaren “asıl” olarak görevine başladığı hususu da göz önünde bulundurulduğunda, hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.